Ana sayfan Yap   Favorilerine Ekle   E-Posta   Tavsiye Et   İletişim 
Bugün : 21 Ağustos 2008   
 
 
Su Rehberlik ve Psikolojik Danışma Sitesi
      Ana Sayfa   v   Atatürk   v   Yazılar   v   Haberler   v   Dosyalar   v   Aydın   v   Akşehir   v   Hakkımızda   v   Forum

Menü
Genel
    Rehberlik
    Özel Eğitim
    Teknikler
    Yönetmelikler

Rehberlik Saati
    Örnek Etkinlikler
    Yıllık Planlar

Sınavlar
    SBS
    SBS Tercih Robotu
    ÖSS
    Alan Seçimi
    Meslekler Rehberi
    ÖSS Tercih Robotu

Diğer
    Yazılar
    Dosyalar
    Haberler

Gezgin
    Link
    Fotoğraflar
 
Linkler

 
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : samo123456
Bugün : 0
Dün : 0
Onay bekleyen : 0
- Engelliler : 0
- Kayıtlı üye : 13077

Aktif Üyeler
 Aktif üye yok..
Sitede aktif
Üye : 0
Misafir : 1
Toplam : 1
Rekor : 7 kişi 18.08.2008 11:18:56
IP No : 38.103.63.61
Site sayacı
Bugün Tekil : 11
Bugün Çoğul : 14
Bugün Toplam : 25
----------------
Dün Tekil : 87
Dün Çoğul : 95
Dün Toplam : 182
----------------
Genel Tekil : 165923
Genel Çoğul : 325491
Genel Toplam : 491414
 
Nasreddin Hoca'nın Hayatı
Yeni Sayfa 3

Nasreddin Hoca’nın Hayatı 

Türk esprisinin büyük zekâsı, tanınmış halk filozofumuz Nasreddin Hoca’yı, yalnız Türk toplumu değil, doğudan batıya her millet sever. Herkes, bu büyük halk filozofunun her devirde aktüalitesini koruyan, güzel fıkralarına hayrandır.

Nasreddin Hoca’nın hangi yılda ve nerede doğduğuna dair kesin bulgular yoktur. Bu konuda iki varsayım bulunmaktadır. İlkine göre Hoca Sivrihisar’a bağlı Hortu köyünde doğmuştur (1208 yılında). Diğerine göre Akşehir’in orta köyünde.

Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinden derlenen bilgilerin yeraldığı “Arşiv vesikalarına göre Nasreddin Hoca” adlı yazıda Evliya Çelebi’nin .“Akşehir ulema ve sulehası, ayan ve sipahisi libası fakire giyerler. Muhteşem adamları vardır. Cümle tüccar ehli hizmet, ehli sanat, garip dost adamlarıdır. Evvela şehrin canibi kulesi haricindeki hıyaben içre ulema–i din, simürgi ehli yakin elmevli Hazreti Eş Şeyh Hoca Nasreddin medfundur. Kendisi Akşehirlidir” sözleri ile Akşehirli olması doğru gözükmektedir..

Nasreddin Hoca, Konya’da bir medreseye yerleşmiş ve öğrenimine başlamıştır. O günlerde başından bir olay geçer. Şehirde bıçak taşıma yasağı vardır. Bir gece şehrin Subaşı’sı, Nasreddin Hoca’nın üzerinde koca bir kasatura bulunca, Nasreddin: (Kusura bakmayın!. Ben medrese öğrencisiyim. Bu kasatura ile de kitaplardaki yanlışları kazırım.) diye özür diler. Subaşı’nın: (Bir yanlış için bu kadar uzun kasaturaya ne lüzum var?) demesi üzerine en güzel cevabı verir: (Kitaplarda bazen öyle yanlışlar var ki, bu kasatura bile az gelir!).

Nasreddin Hoca’nın Konya’da medrese öğrenimini tamamladıktan sonra, bir ara gölge kadılığı yaptığını görüyoruz. Gölge kadıları, tecrübeli hâkimlerin yanında çalışan ve bazı küçük davalara bakan kadı adaylarıdır. Odun kıran bir adamın karşısında (hınk) diyen birinin oduncudan hak istemesi, vermeyince mahkemeye baş vurması, Nasreddin’in bu davayı görürken, bir kese parayı şıngırdatarak: (Hadi sen de paraların sesini al) diye hüküm vermesi, onun kadılık günlerindeki anılarından biridir.

Nasreddin Hoca’yı bundan sonra, Akşehir’de gösterişsiz yaşantısı içinde, dert çeken, uman, isteyen, efkârlanan, sonunda efkârını bir nüktede boğan bir halk adamı olarak görüyoruz.

Bir ziyafete yeni kürküyle gitmiş. gördüğü itibar üzerine (Ye kürküm ye!.) deyişinde insanı yalnızca dış görünüşü ile değerlendiren toplumun, doğuran kazan hikâyesinde aç gözlülüğün, Akşehir Gölü’ne yoğurt çalarken: (Göl yoğurt tutar mı?) diyenlere karşı: (Ya bir tutarsa!.) cevabındaki gerçek yönleri…

Bir gün kürsüye çıkıp ta: (Ey ahali ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?) diye sorduğunda, çevresindekilerden bazılarının “biliyoruz” bazılarının da “bilmiyoruz” cevabını vermeleri üzerine: (O halde bilenler bilmeyenlere öğretsin!.) diyerek kürsüden inmesi, az ders mi insanoğluna? Eğitimin temel yapısı, bilenin bilmeyene öğretmesi demek değil midir?

Akşehir’deyken Moğol şehzadesi Keygatu ile aralarında geçen, sonraları yanlışlıkla Timur’a mal edilen olaylar, pek iyi bilinen fil hikâyeleri, Akşehir’de medrese hocalığı yaptığı günlerde tanınmış mollası İmad ve yanından hiç ayırmadığı sevgili eşeği Bozoğlan, Nasreddin Hoca’nın yaşantısında önemini her zaman korumuştur.

Eşeğinden düştüğü zaman gülenlere: (Ne gülüyorsunuz yahu, düşmeseydim zaten inecektim) deyişi, yitirdiği eşeğini türkü söyleye söyleye ararken, bunun nedenini soranlara: (Bir umudum şu dağın ardında, orada da bulamazsam, o zaman seyredin bendeki ağıtı…) cevabını vermesi, onun renkli ve çok yönlü yaşantısının anekdotları arasında yer alır.

Nasreddin Hoca, Akşehir’de evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştır. Onun iki kızından Fatma Hatun ile Dürr-ü Melek’in mezar taşları, son yıllarda bulunmuş ve Akşehir Müzesine kaldırılmıştır.

Hani bir fıkrası vardır. Nasreddin Hoca bir gün, çeşmeden su doldurması için kızlarından birinin eline bir testi verir, sonra da testiyi kırmaması için sıkı sıkı tembih ederek yanağına bir tokat indirir. Bunu görenler Hoca’ya çıkışırlar (Kızın ne suçu vardı da tokatladın?) Hoca’nın cevabı ibret vericidir: (Testiyi kırmaması için… Kırdıktan sonra, tokat atmışım, atmamışım ne önemi var? Önceden vurursam, dikkat eder, kırmaz…) Mezar taşlarının birinin üzerinde Dürr-ü Melek’in resmi de bulunmaktadır.

Nasreddin Hoca, yaşının seksene yaklaştığı bir sırada, 1284 yılında Akşehir’de ölmüş, mezarı üzerine altı sütuna oturan kubbeli bir türbe yaptırılmıştır. Kubbenin altında, Nasreddin Hoca’ya ait mermer bir sanduka görülür. Bu sandukanın baş tarafındaki kitabede, Hoca’nın ölüm tarihi olan 683 Hicri yılı, tuhaflık olsun diye ters yazılmıştır. Burada, her yönü açık olan Türbeyi kilitleyen Selçuklu devri kilidi, bir sembol olarak yer alır.

Nasreddin Hoca’nın ölümü, onun yeniden doğumu olmuştur. Onun, toplumun temeline oturan sağlam fikir yapısı, her geçen yılla geçerli olmuş, yüzyıllar onu daha dinç, daha diri yapmış, şöhreti, Türkiye sınırlarını da aşarak dünyayı sarmıştır. Nasreddin Hoca bugün tüm insanlığın malıdır.

Akşehirliler, çok sevdikleri Nasreddin Hocaları için her yıl Temmuz ayında festivaller düzenler. Bu festivallerde, Nasreddin Hoca’nın ağzından bir türlü huzura kavuşamayan dünyamıza, iyilik ve mutluluk mesajları yayınlanır.

 

Üyelik
Kullanıcı Adı :
 
Şifre :
 
Güvenlik :
 386438
Güvenlik :
 
Hatırla :
 
   

» Yeni Kayıt !
» Şifremi Unuttum !
 
Anket
2008 ÖSS Soruları nasıldı?
Çok kolaydı (16 %)
Kolaydı (11 %)
Zorlayıcıydı (25 %)
Çok Zordu (46 %)
255 - Katılım
( Sonuçlar )
 
Resimlerden
Galeriden seçmeler..
Resim Gönder

Yanılsamalar
 
İçerik
 
2005 © Copyright AspSitem.com (Ücretsiz ASP Siteniz)
Website motorumuz © 2007 Aspsitem Ay Yıldız.
Bu sayfa: 0,19 saniyede yorumlandı.
 
Yeni Sayfa 2